Archive for ‘sık sorulanlar’

06 Mayıs 2010

>Boyalar, Fırçalar, vs.

>

Yeni yaptığım tshirtlerde kullandığım boyalarla ilgili yorum kısmında sorular gelmişti, ben de orada cevaplamak yerine fotoğraflayarak bir yazı yazıyorum. Aslında ilk yaptığım boyama tshirtte neler kullandığımı bu yazımda yazmıştım. O tshirtü kendim de kullandığım ve devamlı yıkadığım için akrilik boyaların çok daha dayanıklı olduğunu gördüm, kumaş boyaları da dayanıklı ama çok opak çalışmak gerekiyor.
Son çalışmamda hem akrilik hem kumaş boyası kullandım. Tex.co, Cadence, artdeco gibi markalar vardı benim elimde. Kullandığım renkler bunlardan ibaret değil aslında, bir de akrilik boyalar çok güzel karışıyor sonsuz renk elde edebiliyorsunuz. Açık mı geldi biraz siyah veya kahve, koyu mu geldi biraz bej veya beyaz, hepsi o kadar…
Bir de tshirt marker diye satılan keçe uçlu kalemler var, onlardan da bahsetmiştim. Bu sefer Bruynzeel’ in setinden aldım, kahverengi ve siyahını kontür için kullandım.
Fırçalarım ise hiç özellikli fırçalar değiller, açıkçası çoklu paketlerde uygun fiyatlı ne bulursam onu almıştım uzun zaman önce. Hala da onları kullanıyorum, bir ara yine fırça almam lazım.
Reklamlar
30 Nisan 2010

>Dikiş Makinem : Singer Mars2818

>

Bu yazının bir benzeri lacheen.org da vardı aslında ama oradaki yazıları geçirirken bunu atlamışım maalesef. Birkaç kez de dikiş makinemle ilgili soru gelmişti, o zaman anladım yazının kaybolduğunu.
Dikiş makinemi alırken (üç seneyi geçti herhalde) Singer tercih etmiştim. Hem fiyatı uygun hem de servisi ve yedek parçası bol. Benim makinem bütün dikişleri, ilik açmayı falan yapıyor. Zaten artık Singer makinelerde bu özellikler standart, en uygununu da alsanız makinenizin belli bir seviyedeki özellikleri olacak. Bunlar zaten size yetiyor. Bir sonraki aşamada overlok makinesine ihtiyacınız olabiliyor, ben almayı tercih etmiyorum yine de. Overlok işi olduğu zaman terzime götürüyorum.
(not: Bu yazının ileriki bölümleri sıkıcı derecede uzun olabilir, eğer dikiş makinesi meraklısı değilseniz atlayın, gitsin :))
Dikiş makinesi markalarından Singer’ den çok daha profesyonel markalar tabii ki var : Brother, Pfaff gibi. Eğer bütçeniz biraz daha fazlaysa onları da tercih edebilirsiniz, diğer markaların servis konusunu çok bilmiyorum onu da araştırmanızı tavsiye ederim.
Singer’ in sadece bir kötü tarafı var bence, makineyi açmak istediğinizde (normalde niye açacaksınız da, benim için önemli bu) alttaki bölümde sadece servislerin açabileceği bir vidalama sistemi var. Bunu geçen sene makinem bozulduğunda götürdüğüm bir usta söylemişti. O bölümü normal vidayla kapatarak benim de açabileceğim hale getirdi.
Bunları anlatıyorum çünkü dün dikiş dikerken birden makinemi bozdum. İğne alta girdikçe o metal plakaya takılıyordu. Biraz uğraştım, olmadığını görüp bıraktım. Dikilecek işi elde bitirdim, zaten dantel aplike yapıyordum. Sonra rahat durmadım, oturdum makinenin başına, içini açtım. Risk alarak kayışını söküp tekrar taktım, böylece iğne aşağı indiğinde metal plakaya takılmasını çözmüş oldum. Kayışı atlattım yani. Parça adlarını da tam bilmiyorum ama sanırım yaptığım çağanozu alttan gevşetip kayışı atlattıktan sonra tekrar sıkmak oldu.
Devamlı dikiş dikiyorsanız bence makinenin müdahale edilebilir olması gerekiyor, açıkçası ben her dakika servise taşımak istemiyorum. Benim dünkü yaptığım büyük ihtimalle biraz şansa oldu, yine de ustanın çalışmasını daha önce izlediğim için yanlış bir şey yaptığımı düşünmüyorum. Sonuç olarak dün hiç dikmiyordu şu an dikiyor, bu da benim için yeterli.
İlk kez dikiş makinesi alacaklar için acemiyken makineyi bozmanın daha kolay olduğunu da söylemem lazım. Bu yüzden hangi markayı alırsanız alın mutlaka size yakın bir servisi olsun, çünkü devamlı dikiş dikecekseniz onları mutlaka ziyaret edeceksiniz.
28 Nisan 2010

>Taş Kaplama Duvar

>

Salonumdaki taş kaplama duvarla ilgili uzun zamandır soru geliyordu ama bir türlü tam olarak fotoğraflayamamıştım. Geçen yazıdaki bir yorumda yine aynı soru gelince bir yazıyla anlatmak istedim.
Bugünlük konumuz taş duvar ve TV ünitesi olsun.
Taş Kaplama Duvar : Bu yazımda ilk kaplandığı zamanki halini görebilirsiniz. Bu taşlara kültür taşı deniliyor. Yani fabrika üretimi ama içi boş plastiklerden değil, dokununca taş dokusunu hissediyorsunuz. Stone Wrap adlı firmadan almıştık, yine onların bize önerdiği bir ustaya da uygulatmıştık. Duvarın tümünü de kaplatmak istemedim, yemek ve oturma alanını ayırması için yarıya kadar kaplattım.
TV Ünitesi, Dolap ve Raf : Daha önceden yazmıştım ama o yazı kaybolmuş sanırım. Salondaki mobilyaları ben tasarlamıştım ve teak ağacından özel yaptırmıştım. Kaplama mobilya çok sevmediğim için ve zevkime uygun masif mobilya da piyasada bulamadığım için böyle bir çözüme gitmiştim.
Masif mobilya üretimindeki ağaç işlenirken çıkan boyutlara göre belirlendi aslında bizim mobilyalar. Mobilyada yalın formlardan yana olduğum için de marangozla bir sorun yaşamadım. Hatırlayanlar olacaktır, mobilyaların üretimindeki her şeyle de ilgilendiğimiz için (çekmece raylarından, soft stoplara, menteşelere kadar) aylar öncesinden başlamıştık, o yüzden rahat rahat yetişmişti.
Salon mobilyalarında TV ünitesi ve yemek konsolunun şekli tamamen aynı aslında, sadece işlevine göre boyutlarını değiştirdim. TV ünitesindeki çekmeceler ve yemek konsolundaki dolap kapaklarında fugalarla hafif bir hareket vermeye çalışmıştım. Bu fugaların bir benzeri de yemek masası ve sehpanın tablalarıyla alınlarının birleşiminde var.
Beyaz akrilik lake dolap ve rafı ise beraber iş yaptığım ahşapçıma yaptırmıştım. Dolabı taşlar örülmeden önce monte ettirdim, rafı ise örüldükten sonra. Dolapta yine fuga uygulaması var.
(Beyaz akrilik lakeyi bir de salon ve mutfağı bölmek için kullanmıştım, burada görebilirsiniz.)